6 ayda bir dünyanın farklı yerlerinden kadınların hak mücadelelerini derlediğimiz serimiz şimdi bülten olarak da devam ediyor. 2026’nın ilk yarısında da kadınlar; meydanları, sokakları, kampüsleri doldurmaya, kamusal alanda varolmaya, ağlar kurmaya ve ulusal–uluslararası alanlarda seslerini yükseltmeye devam etti. Aşağıda tüm haberleri okuyabilir, buraya tıklayarak bültenimize abone olabilirsiniz.

Fotoğraf: Tonny Linke/NurPhoto (AFP) – 8 Mart 2026, Fransa
ABD
ABD’nin 2022’de federal kürtaj hakkını iptal etmesiyle birlikte, kürtajı yasaklama yetkisi tamamen eyaletlere bırakıldı ve birçok yerde klinikler kapatıldı. Ancak ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin 2023’te kürtaj hapının yüz yüze alınma zorunluluğunu kaldırmasıyla, kadınlar posta yoluyla ilacı temin edebilir hale geldi. Bu durum, kürtajı tamamen yasaklayan Louisiana gibi eyaletlerin yerel yasalarını fiilen işlevsiz bıraktı.
Louisiana Eyaleti FDA’ya dava açtı. Muhafazakar eğilimli 5. Federal Temyiz Mahkemesi eyaleti haklı bularak ilacın postalanmasını tüm ülkede yasakladı. Ancak ilaç firmalarının acil başvurusu üzerine ABD Yüksek Mahkemesi bu yasağı şimdilik dondurdu. Dava esastan henüz sonuçlanmamış olsa da, yüksek mahkemenin bu son kararı sayesinde kadınlar şu an posta yoluyla ilaç erişimine devam edebiliyor.
Afganistan
Taliban’ın Adalet Bakanlığı tarafından Nisan 2026’da yürürlüğe konan ve Haziran ayında BM insan hakları mekanizmaları ile uluslararası hak örgütlerince raporlanan “Eşlerin Yargısal Ayrılığı Kanunu”, kadınların erkek şiddetinden uzaklaşmasının önüne geçen, kadınların boşanma hakkını yok sayan bir düzenleme. Kadınların boşanma davası açma ve nafaka/velayet haklarını tamamen ortadan kaldıran bu yeni düzenleme aynı zamanda çocuk yaşta zorla evlilikleri mümkün kılıyor.
Bununla birlikte, Taliban “kemik kırılmadıkça ev içi şiddete ceza verilmeyeceğini” ilan ederek erkek şiddetini cezasız bırakırken, Haziran 2026’da başörtüsü zorunluluğuna karşı eylemlerde sokağa çıkan iki kadını katletti.
Kadın örgütleri tüm baskılara ve şiddete rağmen Taliban’a karşı çıkıyor ve Taliban’ın kadınlara yönelik sistematik hak gasplarını, işledikleri suçları “toplumsal cinsiyet apartheid”ı olarak tanımlayarak uluslararası topluma somut hukuki ve ekonomik yaptırımlar için acil çağrıda bulunuyor.
![]()
Fotoğraf: T 24 Dış Haberler
Almanya
Almanya Federal Adalet Bakanlığı, kadın örgütlerinin uzun süredir verdiği mücadele sonucunda, 2026’nın ilk yarısında dijital şiddete karşı yasal korumayı güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir kanun taslağı yayınladı. Kadın Sığınakları Koordinasyonu (FHK) gibi hak temelli yapılar tarafından yakından takip edilen tasarı; siber takip, rıza dışı görüntü paylaşımı ve dijital takip yazılımları yoluyla kadınların yaşam alanlarını daraltan şiddet biçimlerine karşı mahkemelere hızlı engelleme ve cezai yaptırım yetkileri tanıyor. Örgütler, bu yasal adımın etkililiğinin ancak bütünlüklü politikalar, sığınak bütçelerinin artırılması ve İstanbul Sözleşmesi’nin tüm eyaletlerde eksiksiz uygulanmasıyla mümkün olacağını vurguluyor.
Arjantin
Aşırı sağcı Milei hükümetinin kemer sıkma politikaları kapsamında kadınlara yönelik bütçelerini kesmesi ve Haziran 2026’da yoksul mahallelerde kadınlara hukuki destek sağlayan 81 Adalete Erişim Merkezi’ni kapatması kadınların şiddetten uzaklaşmayı mümkün kılabilecek çeşitli araçlara erişimini kısıtladı.
İnsan hakları koalisyonu raporlarına göre, hükümetin üreme sağlığı bütçesinde yaptığı %48’lik kesinti ve ücretsiz doğum kontrol hapı dağıtımını %81 oranında durdurması, 2020 yılında yasalaşan güvenli kürtaj hakkına erişimi fiilen imkansız hale getirdi. Kadın örgütleri, bu bütçe kesintilerinin kadın yoksulluğunu derinleştiren bir devlet politikası olduğunu belirterek kürtaj hakkının fiilen uygulanması için özerk sağlık ağları örgütlüyor.
Avustralya
Avustralya’da WGEA (Workplace Gender Equality Agency) tarafından Şubat 2026’da yayımlanan resmi veriler, feminist hareketinin ve sendikaların ücret şeffaflığı için yürüttüğü mücadelenin sonucunda cinsiyete dayalı ücret farkının (gender pay gap) %11,5 ile bir düşüş kaydettiğini gösterdi. Ancak KPMG işbirliğiyle hazırlanan She’s Pricedless raporu; bakım emeğinin değersizleştirilmesi, ücretsiz ev içi emek nedeniyle kadınların güvencesiz ve yarı zamanlı istihdama sıkıştırılması sonucu yapısal eşitsizliğin sürdüğünü ortaya koydu. Feministler bu kazanımın kalıcı olmasının yanında yapısal eşitsizliğin son bulması için gerekli politikaların geliştirilmesi için mücadeleyi sürdürüyor.
Brezilya
Ocak 2026’da Rio de Janeiro’da 17 yaşındaki bir kız çocuğunun maruz kaldığı cinsel şiddetin ardından ortaya çıkan öfke federal düzeyde mekanizmaları harekete geçirdi. Kadın cinayetleri oranlarındaki artış ve sağcı muhalefetin kürtaj hakkını engelleme girişimlerine karşı feministler 8 Mart’ta sokaklardaydı. Feministlerin mücadelesi sonucunda Şubat 2026’da “Kadın Cinayetlerine Karşı Ulusal Pakt”ı (National Pact Brazil Against Femicide) yürürlüğe koyuldu. Devlet kurumları arasında koordinasyonu ve veri paylaşımını zorunlu kılan ve koruma tedbirlerini hızlandırmayı amaçlayan bu paktın kağıt üstünde kalmaması için feministler mücadeleyi sürdürüyor.

Görsel: @lulaofficial
Ekvador
8 Mart’ta Amazon bölgesindeki Puyo’da bir araya gelen yerli kadın örgütleri ve eko-feministler, toprak hakları ile bedensel haklar arasındaki bağı ortaya koyan eylemler gerçekleştirdi. Çok uluslu petrol ve madencilik şirketlerinin yarattığı tahribatın ve bölgedeki askeri yoğunlaşmanın; kadınlara yönelik cinsel şiddeti, yerinden edilmeyi ve kadın yoksulluğunu tırmandırdığını belirten ekofeministler, devletin kalkınma adı altındaki sermaye yanlısı ve militarist politikalarının patriyarkayla bağını ortaya koyarak mücadeleyi sürdürdü.
Fransa
Avrupa genelinde 1,2 milyondan fazla imza toplayarak üye ülkelerde güvenli ve ücretsiz kürtaj hizmetlerinin fonlanmasını hedefleyen “My Voice, My Choice” girişiminin etkileri 2026’nın ilk yarısında sürdü. Bir yandan da Fransa’da 8 Mart yürüyüşlerinde tecavüze, erkek şiddetine karşı kalabalıkların bir araya geldiği eylemler gerçekleşti. Feministler, ceza kanunundaki rıza tanımının netleştirilmesi ve yargının erkekleri koruyan, cezasız bırakan yaklaşımının son bulması için taleplerini dile getirdi.
Gana
Gana Parlamentosu’nun 2026’nın ilk yarısında yasallaştırmaya çalıştığı, LGBT+ları ve hak savunucularını ağır hapis cezalarıyla tehdit eden “İnsani Cinsel Haklar ve Aile Değerleri Yasası” güçlü bir direniş ile engellendi. Yalnızca LGBTİ+ örgütlerinin doğrudan kapatılmasını değil; aynı zamanda söz kuran feminist örgütlerin kapatılmasını, dayanışma faaliyetlerinin suç sayılmasını ve fonların engellenmesini öngören bu yasaya karşı çeşitli uluslararası bir baskı örgütleyerek “geleneksel aile değerleri” adı altında yürütülen bu hak gaspının geçirilmesinin mücadeleyle önüne geçti.
Güney Kore
Güney Kore Anayasa Mahkemesi’nin kürtaj yasağını iptal etmesinin üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen yasama organının kasıtlı olarak yeni bir yasal çerçeve oluşturmaması, kadınları güvencesiz bir gri alana mahkum etmeye devam ediyor. Mart ve Nisan 2026’da, geç dönem kürtaj yaptırdığı gerekçesiyle bir kadının “cinayet” suçlamasıyla yargılandığı dava gündem oldu. Kürtajın yasalara dahil edilmemesinin, standart bir sağlık hizmeti olarak ele alınmamasının, ücretsiz erişilememesinin ve yasal boşlukların sonucunda kadınların erkek partnerleri tarafından şantaja ve tehdite maruz kaldığını ortaya koyan kadınlar; devletin eylemsizliğinin erkek şiddetini de mümkün kıldığını vurguluyor.

Fotoğraf: Jung Yong-il/Hankyoreh
İngiltere
İngiltere ve Galler’de kadın hareketi, 1861 tarihli “Kişiye Karşı Suçlar Kanunu”nun kürtajı suç sayan maddelerine karşı yürüttüğü mücadelesi sonucu Nisan 2026’da kazanım elde etti. Yeni onaylanan Suç ve Kolluk Yasası ile birlikte kadınların kendi gebeliklerini sonlandırmasını cezalandıran maddeler tamamen yürürlükten kaldırıldı. Kürtajın ceza kanunu kapsamından çıkarılarak tamamen temel bir sağlık hakkı ve bedensel özerklik hakkı olarak tanınmasını sağlayan bir yasal kazanım sağlandı.
İrlanda
Haziran 2026’da İrlanda Parlamentosu’nda kabul edilen yasal düzenlemeyle, kürtaja erişimin önündeki engellerden biri olan zorunlu 3 günlük bekleme süresi kaldırıldı. Kadın örgütleri, bu zorunlu bekleme süresinin kadınların kendi bedenleri hakkında karar almasına yönelik bir ihlal, aşağılama ve bir damgalama biçimi olduğunu belirterek uzun süredir yasa değişikliği talep ediyordu. Bu kazanım, kürtaj hakkının önündeki tüm kısıtlamaların tamamen kaldırılması için yürütülen mücadelenin önemli bir kazanımı oldu.

Fotoğraf: Clodagh Kilcoyne/Reuters (2016)
İspanya
İspanya Bakanlar Kurulu, 7 Nisan 2026’da kadın örgütlerinin mücadelesi sonucu kürtaj hakkını anayasal güvence altına almayı hedefleyen bir anayasa reform taslağını onaylayarak parlamentoya gönderdi. Anayasa’nın sağlık hakkını düzenleyen maddelerine ekleme yapan bu reform; yerel yönetimlerin ve hastane yönetimlerinin vicdani ret adı altında veya bürokratik engeller arkasına sığınarak kürtajı zorlaştırma girişimlerine karşı kürtaj hakkını ülkenin her yerinde erişilebilir ve ücretsiz olarak sunmasını zorunlu kılıyor.
Kenya
Haziran 2026’da, Uluslararası Dullar Günü kapsamında Equality Now ve kadın hakları örgütleri, Kenya Parlamentosu’na sunulan Dul Kişilerin Korunması Yasa Tasarısının (Widowed Persons Protection Bill) acilen yasalaşması için geniş çaplı bir kampanya başlattı. Ülkede kocası ölen kadınların maruz kaldığı mülksüzleştirme, topraklarına el konulması, çocuklarının velayetinin zorla alınması ve “dul temizleme” gibi patriyarkal pratikleri ve şiddeti tamamen suç kapsamına alan bu tasarı, Afrika genelinde dul kadınların ekonomik ve toplumsal haklarını doğrudan koruma altına alan ilk spesifik yasal çerçeve olma niteliği taşıyor.
Kırgızistan
Kırgızistan Parlamentosu’nda 4 Haziran 2026’da ilk okumadan geçen yasa tasarısı sonucunda cinsiyet eşitliği mücadelesi yürüten tüm kadın örgütleri, feministler eylemdeydi. Resmi cinsiyet tanımını biyolojik cinsiyete hapseden, cinsiyet uyum süreçlerini yasaklayan ve cinsiyet çeşitliliğine dair her türlü bilgilendirmeyi “LGBTİ+ propagandası” adı altında suç kapsamına alan bu tasarıya karşı mücadele sürüyor.
Ayrıca daha önce kürtaj olmak için 12 ile 22. haftalar arasında talep edilen resmi komisyon onayları ve “sosyal gerekçe” (eşin ölümü, tecavüz vb.) sunma zorunluluğu tamamen ortadan kalktı, artık kadınlar 22. haftaya kadar herhangi bir gerekçe göstermek zorunda olmadan kürtaj olabiliyorlar.
Kolombiya
Kolombiya Kongresi, Haziran 2026’da kadın örgütlerinin yıllar süren mücadelesi sonucunda kadın sünnetini yasaklayan yasayı onayladı. Latin Amerika’da bir ilk olan bu yasa kadın sünnetini tamamen yasaklıyor, suç kapsamına alıyor ve ortadan kaldırılması için bir kamu politikası oluşturuyor. Feministler bu kazanımın, özellikle kırsaldaki yerli topluluklarda fiilen uygulanması için izleme mekanizmaları kurmaya başladı.

Fotoğraf: Equality Now
Letonya
Letonya’da sağ-popülist ve muhafazakar partilerin “geleneksel aile değerleri” argümanıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme yönünde Ekim 2025’te meclisten geçirdikleri yasa tasarısı, kadın hareketinin mücadelesi sonucunda Cumhurbaşkanlığı’nın hukuki müdahalesiyle durduruldu. Cumhurbaşkanı Edgars Rinkēvičs’in yasayı veto ederek meclise iade etmesi ve kadın örgütlerinin yürüttüğü kampanyalar sonucunda, Letonya Parlamentosu 2026’nın ilk yarısında geri adım atmak zorunda kaldı. Çekilme tasarısı, yeniden değerlendirilmek üzere Dışişleri Komisyonu’na geri gönderilerek nihai teklif süresi 1 Kasım 2026’ya kadar donduruldu.
Peru
Kadın örgütlerinin ve Üreme Hakları Merkezi’nin ısrarlı takibiyle, Mart 2026’da İnsan Hakları Mahkemesi Peru devletini tarihi bir davada suçlu buldu. Mahkeme, 1990’lı yıllarda devlet eliyle yürütülen “Ulusal Üreme Sağlığı Programı” kapsamında binlerce yoksul, yerli ve kırsal bölgedeki kadının rızası olmadan zorla kısırlaştırılmasını “üreme şiddeti”, “bedensel özerkliğin ihlali” ve “insanlığa karşı suç” olarak tescilledi. Bu uluslararası karar, Peru’da onlarca yıldır adalet ve tazminat arayan kadın hareketinin yasal ve politik zaferi oldu.
Güvenli Kürtaj Hesaplayıcısı
Guttmacher Enstitüsü, dünya genelinde kadınların hayatını ve üreme sağlığını korumak amacıyla geliştirdiği yeni “Güvenli Kürtaj Hesaplayıcısı” (Safe Abortion Calculator) adlı interaktif aracı tanıttı. Düşük ve orta gelirli 117 ülkeyi kapsayan bu dijital araç, düşük ve orta gelirli ülkede güvenli kürtaj erişiminin genişletilmesinin sağlık sistemleri üzerindeki maliyet ve sağlık sonuçlarını tahmin ediyor, kullanıcıların belirlediği senaryolara göre güvenli kürtaj hizmetlerine erişim artırıldığında binlerce kadın ve kız çocuğunun hayatının nasıl kurtulacağını somut olarak ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü verileriyle çalışan sistem; güvensiz ve sağlıksız koşullarda yapılan kürtajların yol açtığı ölümcül enfeksiyonları, iç kanamaları ve kalıcı sağlık hasarlarını analiz ederek, güvenli tıbbi desteğe ulaşan kaç kadının ağır komplikasyonlardan ve acil müdahale ihtiyacından kurtulacağını hesaplıyor. Üreme hakları savunucularına kadın yaşamını korumak için güçlü bir kanıt mekanizması sunuyor.
